Sevgili Bakırköylü arkadaşım,
Türkiye’nin içinde olduğu zor duruma, yapılan haksızlıklara, süregelen baskılara, yanlış politikalara ve yaşanmakta olan fakirliğe senin de bir karşı çıkışın olduğunu biliyoruz. Çoğu zaman kendi yeteneklerimiz ile bu çarpıklıklara karşı çıkmaya çalışsak da, sesimiz çoğu zaman duyulmuyor, yeterli tepkiyi göstermekte zorlanıyoruz. Daha kötüsü, bazen çevremize bakıp her şeyin iyi gittiğini sanıyoruz, ancak durumun öyle olmadığını anladığımızda daha çok kızıyoruz. Fikirlerimizi söylediğimizde, ona destek olabilecek, onun çöpe gitmesine engel olacak temelleri bulamıyoruz. Farkında değiliz, hep aynı daire üzerinde dönüyoruz. Ancak bu daireyi geçmek, onun dışında çıkmak bizim elimizde.
Sizlerin sürekli olarak önünüze engeller çıkarıldı. Daha güzel bir yaşam istedik, asıldık. Daha iyi bir yol istedik, soyulduk. Daha iyi hizmet vermek istedik, sömürüldük. Dağda cepheye biz gençler sürüldük, birbirimizi öldürdük. Büyük bildiklerimiz" (!) bizi kışkırtmayı sürdürdüler. Sokaklarda birbirimize taş attırdılar, daha çok kısa bir süre önce. Hiç kimse bunu yanlış bulmadı, kimisi "demokratik hak" maskesini kullandı, kimisi de "vurun şerefsizlere" dedi. Biz hep "büyüklere" ram olduk, onlar bir kere bile gençliğin enerjisine, gençliğin yeniliğine, gençliğin gücüne inanmadılar. Biz daha çoğuz bugün, ancak bizi yönetenler daha örgütlü ve daha çok meşru zemine yaymışlar kendilerini.
Bu haksız durumu yıkmak, geleceğimizi başka insanların yanlış kararlarına bırakamamak elimizde midir? Evet, Türkiye’de bizler geleceği yeniden inşa edebiliriz. Bizler gençliğin istekleri ile yeniden alev alıp parlayabiliriz. Bizler Atatürk’den aldığımız görevi yerine getirebiliriz. Türkiye gençliği, ülkesinin bulunduğu durumu göz önüne alarak, sahip olduğu kudret ve karar verme yetkisi ile geleceğin yönetimini şimdiden kurabilir, geleceğin yönetiminde şimdiden söz sahibi olabilir.
Bunu nasıl yapacağımızın cevabı çok basittir. Türkiye’nin en büyük potansiyeli olan gençlik potansiyeli, bu potansiyelini kendi dirayeti ile kullanabilmek için tek bir güce sahip olmalıdır. O da okul günlerimizden beri aldığımız, bize hep güven duygusu veren arkadaşlık bağlarımızdır. Yeni arkadaşlar edinmeliyiz, yeni dostlarımız olmalı. Bu dostluğumuzu ülkemizin içinde bulunduğu kabul edilemez durumdan kurtulmak, sonrasında ise içinde bulunduğumuz durumu ivedi bir şekilde yok edecek bir sistem ile ikame etmek için kullanmalıyız. Kısacası, bizler örgütlü olmalıyız sevgili arkadaşım.
1923 ile birlikte tam bağımsızlığımıza kavuştuğumuz günlere dönmüştük. Bugün o günlerin ardından kalanlar, teker teker elimizden çıktı. Onları kazanabilmek için yıllarca çalışan büyüklerimizin, bu durumu niçin kaybettiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Bunun tek sebebi, kesilen devrim sürecidir. Bizler örgütlenmeyi, kenetlenmeyi ve devrimci olmayı unuttuğumuz ilk anda, yeniden başa döndük arkadaşlar. Bugün yine tersanelerimiz zapt edilmiş, fabrikalarımız başkalarına kâr kapısı olmuş, hükümette bulunanlar ise öç alma ve umursamazlık duygusundalar.
İşte bu durumu bozabilmek için, biz Türkiye gençliğinin başlıca görevi devrimlere devam edebilmektir. Bu devrimleri halk yönetimci (demokratik) bir ortamda yapabilmektir. Bunun için de siyasete atılmaktır. Siyasete atılabilmek için de sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partiler içinde aktif olarak görev almak, hakkını sonuna kadar istemektir. Hiçbir zaman unutmayalım arkadaşlar, hak istenmez, alınır.
Bizim tek şansımız, Atatürk gibi gerçek halk yönetimci bir lidere sahip olmamızdı. Bu sebepledir ki, bizler 1934’te kadınlarına ilk seçme ve seçilme hakkı veren ülke olduk. Yine ülke çapında köy enstitüleri kurarak, aydınlanmayı tabandan başlatabilmeyi başaran ender ülkelerden biri olduk. Kadınımız, erkeğimiz ile eşit haklara sahip oldu ve bugün bu yüzden özgür bir insan gibi yaşamakta.
Tekrar söylemekte sakınca yok ki, biz hakkımızı istemediğimiz için bugün tekrardan başa döndük. Eğer amacımız tam bağımsız, toplumcu ve halk yönetimci bir Türkiye ise, seni siyaset yapmaya ve oy kullanmaya çağırıyoruz sevgili arkadaşım.
Mücadele saflarında görüşmek üzere, esenliklerle…
Bakırköy Gençlik Komisyonu
- - - - - - Çok radikal bir tarzda yazılmış olabilir, görüşlerinizi beklerim. - - - - - -